GUATR

Guatr

Tiroid bezinin anormal büyümesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Tiroid bezi boynumuzun ön tarafında yer alan kelebek şeklinde bir organdır. Tiroid bezi metabolizma ve beyin fonksiyonları üzerine çok önemli rollere sahip olan tiroid hormonlarının (T3T4) salgılandığı yerdir. 

Guatr nedenleri

Tüm dünyada guatrın en yaygın sebebi iyot eksikliğidir. Tiroid hormonu yapımında iyot çok etkilidir dolayısıyla iyot yokluğunda yeteri kadar tiroid hormonu yapılamaz ve beyin, tiroid bezini sürekli hormon yapması için uyarır. Bu durum da tiroid bezinin büyümesine yol açar. İyot eksikliği gibi diyetle iyot alımının fazlalığı da guatra neden olabilir.

Guatrın bir başka nedeni ise Hashimoto tiroididir. Tiroid hücresine karşı vücut otoantikor üretir yani vücut kendi tiroid bezine yabancı bir doku gibi davranır dolayısıyla Hashimoto tiroidinde tiroid bezi bağışıklık sistemi tarafından tahrip edilir. Tahrip olan tiroid bezi yeteri kadar hormon üretemez ve bu durumda hipofiz bezi tiroid bezini sürekli hormon yapması için uyarır. Sonuçta tiroid bezinde büyüme yani guatr gelişir. 

Bir diğer guatr sebebi olan Graves hastalığında ise bağışıklık sistemi, tiroid uyarıcı immünglobulin salgılanmasını sağlar. Buna bağlı guatr ve hipertroidi gelişir. 

Guatr nodülsüz ve nodüllü olacak şekilde iki tipte bulunur. Nodülsüz guatrda, tiroid bezi simetrik olarak büyümüştür ve yumuşaktır. Nodüllü guatr ise genellikle tiroid bezi yeteri kadar tiroid hormonu üretemediği zaman ortaya çıkar dolayısıyla yetersiz hormon üretimi sonucunda beyinden gelen uyarılara bazı bölgelerdeki hücreler yanıt verir. Buna bağlı olarak tiroid bezi içinde nodüller gelişir. Tiroid nodüllerinin ortalama % 5 (% 4-20) kadarında tiroid kanseri riski vardır. 

Gebelik de bir diğer guatr nedenidir. Gebelik esnasında salgılanan HCG hormonu tiroid bezinde büyümeye yol açar. Tiroid kanseri ilk belirtisini guatr olarak verebilir. 

Guatr belirtileri

Guatr bazı hastalarda hiç belirti vermezken, bazı hastalarda boyunda şişliğin yanında yutma güçlüğü, öksürük, nefes darlığı ve ağrıya yol açabilir. Guatrda tiroid bezinin az veya çok hormon salgılamasına bağlı belirtiler de görülür. Yetersiz hormon salgılanması durumunda kilo alma, uyku hali, uyuşukluk, kuru ve kaba cilt, kabızlık, halsizlik ve saç dökülmesi görülebilir. Normalden fazla hormon salgılandığında ishal, çarpıntı, baş ağrısı, titreme, sinirlilik ve bulantı görülebilir. 

Guatr kimlerde daha sık görülür?

Guatr her yaşta hastada ortaya çıkabilir. Ancak orta yaş üstü insanlarda ve kadınlarda  daha sık görülür. İyot eksikliği, kalıtım, geçirilen viral enfeksiyonlar, lityum kullanımı, radyasyon, gebelik, menopoz ve sigara kullanımı guatrın en sık nedenleridir. 

Guatr tanısı

Guatr tanısında hekim öncelikle tiroid bezini ve boynu muayene ettikten sonra tiroid hormon testleri ve tiroid ultrasonografisi ister. Gereken vakalarda tiroid sintigrafisi ve ince iğne biyopsisi de yapılabilir; tiroid antikorlarına bakılabilir. Kesin tanı, ince iğne biyopsisi ile konur.

Guatr tedavisi

Guatr tedavisinde ilaç tedavisi, radyoaktif iyot tedavisi ve cerrahi tedavi yöntemlerinden bir veya birkaçı uygulanabilir. Hastada hormon eksikliği saptanmışsa hormon ilaçları kullanılır. Tam tersine hormon fazlalığı varsa tiroid hormonunu baskılayacak veya üretimini engelleyecek ilaçlar ve radyoaktif iyot tedavisi uygulanabilir.

Nodüler guatrda genellikle cerrahi tedavi tercih edilir. Cerrahi tedavide tiroid bezinin bir kısmı veya tamamı çıkarılabilir. Guatrda cerrahi kararı, hastanın hormon düzeyi, kanser şüphesi veya varlığı, yutma veya solunum sıkıntısı (bası belirtileri) olması ya da kozmetik nedenlere bakılarak verilmektedir. Guatr ameliyatlarında bazı komplikasyonlar oluşabilir. En önemli komplikasyon ses kısıklığıdır. Operasyondan sonra ses kısıklığı, ses tellerinin hasar görmesi sonucu oluşur.

Cerrahi operasyon esnasında paratiroid bezler yanlışlıkla çıkarılırsa hastada kalsiyum eksikliği gelişir. Bu durumda hastaya ilaç olarak kalsiyum ve D-vitamini vermek gerekir. Günümüzde gelişmiş tıbbi cihaz ve tekniklerle Guatr cerrahisi sıfıra yakın komplikasyon oranları ile başarıyla yapılmaktadır.

Tiroid Kanseri

Genellikle tiroid kanserinin ilk belirtisi boynun tiroid bölgesinde oluşan bir yumrudur ancak sadece bunların çok azı (%5 kadar) kötü huyludur. Bazen ilk işaret büyümüş bir lenf düğümüdür. Varolan bazı diğer belirtiler ise ağrı, seste değişme ve hipertiroid ya da hipotiroiddir.

Fiziki muayene sırasında bir yumru bulunduktan sonra bir endokrinoloji ya da tiroidoloji uzmanına başvurmak en doğru yaklaşımdır. Bu uzmanlar yumruların varlığının taahhüt edilmesi için öncelikle bir ultrason kontrolü uygulayacak ve tiroid bezinin durumunu inceleyeceklerdir. TSH ve diğer antitiroidlerin varlığı tiroid kanserinin Hashimoto tiroiditi gibi diğer tiroid bozukluklarından ayırt edilmesini sağlayacaktır.

Yumruların kötü huylu olup olmadığının tespitinde en hassas etkin ve ucuz yöntem ince iğne aspirasyon biopsisi(TİİAB – fine needle aspiration biopsy)dir. Bu yöntemde ultrason yardımı ile ince bir iğne ile yumruya ulaşılarak doku örneği alınır.

Tiroid kanserinin türüne göre ameliyat uygulanır ve kanserli doku alınır.

 

Meme Kanseri

Meme kanseri, meme hücrelerinden gelişen ve kadınlarda akciğer kanserinden sonra görülme sıklığı en yüksek olan kanser türüdür. Aynı zamanda, kadınlarda en sık ölüme sebebiyet veren kanserdir. Her 8-10 kadından birinin hayatının belirli bir zamanında meme kanserine yakalanacağı bildirilmektedir. Erkeklerde de görülmekle beraber, kadın vakaları erkek vakalarından 100 kat fazladır.

1970′ lerden bu yana meme kanserinin görülme sıklığında artış yaşanmaktadır ve bu artışa modern ve stresli yaşam tarzı sebep olarak gösterilmektedir(az ve geç doğum yapmak veya hiç doğum yapmamak, artmış alkol tüketimi, düzensiz beslenme şekilleri, yağlı yiyecekler, fiziksel aktivite azlığı vb.).

Kuzey Amerika ve Avrupa ülkelerinde görülme sıklığı, dünyanın diğer bölgelerinde görülme sıklığından daha fazladır. Görülme sıklığı artsa da modern tanı ve tedavi yöntemleri, gelişen teknolojik tıbbı ekipmanlar sayesinde meme kanserinden ölüm oranları düşmektedir.

Meme kanseri, yayılmadan önce, erken evrede tespit edilirse, hasta yaklaşık %96 yaşam şansına sahiptir. Meme kanserine karşı en iyi koruyucu yöntem erken teşhistir.

Meme kanserinin birçok tipi vardır. En sık rastlanan duktal karsinoma, memenin süt kanallarında gelişir. Meme kanseri, memenin dışında ilk koltuk altındaki lenf nodüllerine yayılır. Tanı ve tedavide geç kalınırsa kanser hücreleri bölgesel lenf nodları dışında kemiğe, akciğere, karaciğere de yayılabilir. Unutulmamalıdır ki, her kadın meme kanseri gelişme riskine sahiptir. Meme kanserlerinin %25 kadarında genetik yatkınlık (ailevi geçiş) etken olsa da gerçekte meme kanseri gelişen kadınların çoğunda etken belli değildir.